Denizli Ayna Haber Logo
bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan escort alanya antalya escort bayan eskisehir escort istanbul escort bayan , istanbul escort , ili escort , kadky escort , istanbul escort bayan bayan , sakarya escort escort sakarya izmit escort gaziantep escort canl casino makrobet kacak bahis
MÜLTECİ HAYATLAR

MÜLTECİ HAYATLAR

9 yılı geçti Suriye'de iç savaş başlayalı. 

Ülke; ordu, hükümet, devlet, federasyon, halk; BEŞE PARÇALANDI. Ypg, Nusra, Kaide, Rusya, Fransa, Abd cabası.

Biz de içerideyiz diğerlerinden farkımız mülteci kamplarımız.

İlki 2011'de açıldı, ardından 26 KAMP daha açıldı ve 4 MİLYONDAN FAZLA MÜLTECİ Türkiye'ye geldi. Kayıtlara göre 2,5 milyonu 0 - 18 yaş arasında.

Denizli 13.000'i aşkın Suriyeli mülteci saysıyla 21. sırada. (İran, Afganistan, Irak'tan da gelenlerle birlikte sayı 20.000'e yaklaşıyor.)

Denizli Göç İdaresi verilerine göre şehirdeki Suriye, İran, Afganistan ve Irak uyruklu mülteci sayısı her geçen gün artmakta. Öyle ki yaklaşık 5.000 İRAN UYRUKLU MÜLTECİNİN YAŞADIĞI ŞEHRİMİZ adeta Türkiye’nin " Küçük Tahran’ı " konumuna geldi. Pazar sabahları erken saatlerde Çamlık'ta spor yaparken dahi rejim baskısından kaçan İranlı mültecilerle sık sık karşılaşıyoruz.

Fiziksel şiddete uğradığı iddiasında bulunan 20'li yaşlarının sonunda kadın bir mülteciyi dinlemiştim, bir süre sonra başvurusu onaylandı ve Kanada'ya gitti.

10 yaşında İran Tükmen'i bir çocukla; soframda yemek yemiştim, akıcı Türkçesi ve zekası ortalamanın oldukça üzerindeydi ama annesi İran'daydı.

Yani sizin anlayacağınız yine KADINLAR VE ÇOCUKLAR ÇEKİYOR OLAN SIKINTIYI, üzüntüyü, derdi, tasayı.

İstihdam noktasında mülteci çalıştıran sektörler ve firmalar da az değil Denizli'de. 
İşyeri sahibi olanları da var. Dilenciler ise ayrı bir sorun.

İş yeri açtığı, okuduğu ya da başka ülke hayali kurduğu için : " İÇ SAVAŞ BİTİNCE DÖNMEYECEĞİM " diyenlerin sayısı hayli fazla. 

Kalacaklar için sessiz sedasız geçici korumalar ya da kalıcı entegrasyon da devam ediyor; vatandaşlık hakkından eğitime, sigortalı çalışmaktan sağlık hizmetlerinden faydalanmaya kadar bir dizi yasal düzenlemeyle mültecileri Türkiye toplumuna kaynaştırma projeleri mevcut. 

Mesela Denizli'de " UYUM BULUŞMALARI " toplantısı düzenlendi.

Görünen o ki, mülteciler, şu an için stratejik planlamada varlar.

HÜKÜMETİN HARCAMALARI da net değil; 12 milyar $ diyen yetkili de var, 25 milyar, OTUZBEŞ MİLYAR $ diye açıklama yapan bakan var.

Afad, Türk Kızılay'ı, İhh, Cansuyu gibi sivil toplum örgütlerinin harcamaları ile TAHMİN VE TELAFFUZ EDİLEN MİKTARIN ÇOK ÜZERİNDE bir harcama yapıldığı ortaya çıkıyor.

Hala sağlık, barınma, okul, iş sorunları var ki bu da harcamaların daha da artacağını net biçimde gösteriyor.

Vicdan ile cüzdan arasında çok yönlü bir SİYASİ/İNSANİ/EKONOMİK KRİZ yaşanıyor.

Hatırlarsanız, Türkiye, bu yılın şubat ayında sınır kapılarını açtığını açıkladı; henüz korona kısıtlamaları Dünya gündeminde yer etmiyorken.

AVRUPA da SINIRLARINI AÇAR GİBİ YAPTI daha doğrusu bir açtı, bir kapattı, bir açtı.

Mülteciler sevinse mi, üzülse mi bilemediler.

BİR BAŞKA İNSANLIK DRAMI YAŞANDI; gecenin yarısında umut kapılara doğru giden mülteciler Yunanistan'a alınmadı.

Aynı günlerde İDLİB'TEN GELEN ACI HABER; SURİYE TOPRAKLARINDA ŞEHİT DÜŞEN MEHMETCİKLER, 33 CAN ! Yüreğimiz yandı.

Ben, MÜLTECİLER için sınır kapılarının açılma kararını destekliyorum. 

Çünkü nasıl iç savaş bitince mülteciler ülkelerine dönecekler, dönmeliler (ki aslında en güzeli de her ne pahasına olursa olsun memlekettir; zira mülteci olarak bir ülkeden diğerine gitsen de olmuyor, kalsan da. Gerçek manada gidilecek bir yer de yok, adın da yok, beş kuruş değerin de yok el memleketinde).

Öyleyse iç savaş devam ederken de; SURİYE'NİN YIKIMINDA AKTİF ROL OYNAYAN; DİĞER ÜLLELERE GİDEBİLMELİLER. Ancak bu sayede, o ülke insanları da iktidarlarının Suriye'de nasıl bir felakete neden olduklarını belki anlayabilirler.

Mülteciler açısından da eğer Avrupa'ya geçmek istiyorlarsa denizden kaçak girmeye çalışmaktan çok daha insani. 

Aksi halde kadın, çoluk çocuk mültecilerin insan kaçakçılarının şişme botlarıyla denizde ölüm kalım mücadelesi, AYLAN BEBEK'in kıyıya vuran cansız bedenic unutulamayacak ve utanılacak görüntüler...


 
Son tahlilde Suriye meselesine yakın gelecekte bir çözüm bulunmasının zor gözüktüğünü söyleyebilirim, daha fazla sayıda mülteciyi taşıma gücümüzün olmadığını da.

Ülkemiz içindeki ve yeni gelecek mültecileri, Suriye sınırları içerisinde oluşturulacak GÜVENLİ BÖLGELERe yerleştirerek, oralarda barınma, sağlık, eğitim hizmetlerinin verilmesi GERİDÖNÜŞTE ÇÖZÜMÜN BAŞLANGICI OLACAKTIR. 

Avrupa da mülteci Suriye halkına güvenli bölgeler oluşturma konusunda Türkiye Devleti'ne destek vermelidir. Çünkü bu bir sınır meselesi ya da sadece Türkiye'nin meselesi değildir.

Güvenli bölgelere geridönüş konusu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ivedilikle ele alınmalıdır.

YORUMLAR