Denizli Ayna Haber Logo
KANEPE KANEPE DÜNYA

KANEPE KANEPE DÜNYA

Ne zamandır, kanepe misafirliğini (nam-ı diğer: couchsurfing) anlatmak aklımda.

Her şey bir uçak yolculuğum sırasında okuduğum “Skylife” Dergisindeki “günde bir kahve parasına Dünyayı gezmek olası” ana fikri etrafında şekillenmiş bir makaleyle başladı. Gezgin bir ruh olarak öncelikle kendim için okudum, ama sonra benden çok kızımın işine yarayacağını fark ederek hemen bunu projelendirdim. Bende işler böyle yürüyor; aklıma yatan konu o anda bir projeye dönüyor. Gerçekleştirip “raporunu” yazmadan da dosyası kapanmıyor. Şöyle ki “Bu sistem iyiymiş; kızım üniversite yıllarında bu yolla dünyayı dolaşsa ne kadar iyi olur” diye düşünerek süreci başlattım.

Evet, www.couchsurfing.com adlı bir site oluşturulmuş, milyonlarca insan kayıt olmuş ve hem konaklamak için hem de eve konuk almak için bu sistem üzerinden insanlar birbirine ulaşıyormuş. Güvenlik sorunu yoksa çok hoş bir fikir, diye düşündüm. Ama güvenli değilse, işte o zaman tam bir felaket. Kızımın kullanmasını amaçladığıma göre onu herhangi bir riske atamazdım. Ama ben, kendini koruyabilecek, tehlikeleri daha kolay sezebilecek bir erişkin olarak, sistemi birkaç yönü ile test edebilir ve güvenlik zaafı görmezsem avantajlı yönlerinden kızımın yararlanmasını sağlayabilirdim. Aslında bir başka ülkede, tanımadığı bir insanın evinde kalmaya gelen kişi daha büyük risk almıyor muydu?

Sisteme kaydoldum, kendimle ilgili kısıtlı bilgi ile bir sayfa oluşturdum. Fotoğraf yok, adres yok, kimlik bilgisi yok. Biraz da ana hatlarıyla kendimden, yaşama bakışımdan vs. söz ettim. Riskli bir durum görünmüyordu. Ancak siz isterseniz adres bilgisi gibi ayrıntıları veriyorsunuz. Evinize kabul ettiğiniz kişilerle haberleşme yolunu belirleyip isterseniz bağlantıyı telefonla sürdürebiliyorsunuz. Anahtar vermek zorunda değilsiniz. Sizinle eve girip sizinle çıkmalarını talep edebilirsiniz. Asla bir ücret ödeme söz konusu değil. Yemek hazırlamak zorunda değilsiniz. Zaten kendimiz için bir şeyler pişirecek olunca konukları da hesaba katmak benim için doğal geldi. Özellikle de en güzel sohbetlerin masa başında geçtiğini düşündüğümden bunu yeğledim.

Sayfamı oluşturmamın hemen ardından beş İspanyol genç kız konaklamak için istekte bulundu. Ben de istek gönderen kızın sayfasına, kendi hakkında yazdıklarına ve daha önce evinde konakladığı kişilerin onun hakkında yazdığı referanslara bakarak isteğini kabul ettim. İki gece evimde kalan üniversite öğrencisi bu beş kızım, Pamukkale’yi gezip eve döndükleri ikinci gecemizde beni iş dönüşü salonda oturtup İspanyol yemekleri hazırlayıp bulaşıkları da yıkadılar. Türk kahvesi pişirmeyi öğrettiğim seans sonrası balkonda sohbete devam ettiğimiz sırada birbirimize öykülerimizi anlattık. İlk deneyim bu denli keyifli olunca devamını getirdim. Toplamda 20 kez (iki yıl içinde) olan ev sahipliği anlarımda birbirinden farklı, ama her biri çok özel insanlarla tanıştım. Bunları bir kitapta toplamayı gerçekten istiyorum. Genci, yaşlısı, çocuklusu, evlisi, yalnızı, anne-kızı, Japonu, Fransızı, İnsan Hakları Fakültesi mezunu, otostopçusu… Çok özel insanlar tanıdım. Sigara içmiyorlardı, dünyayı dolaşma nedenleri kendilerini ve yaşamı tanımak ve anlamaya çalışmaktı, doğaseverdiler, insancıldılar, barışçıldılar. Dosttular… Birbirimize çok şey anlattık, birbirimizden çok şey öğrendik.

Böyle merak uyandırıp söz etmemek olmayacak. İyisi mi bir örnek anlatayım. Suzie, Sorbonne Hukuk son sınıf öğrencisiydi. Bir kız arkadaşı ile gelmişti. Konaklama isteği mesajını bana, Ankara’dan otobüse bindiklerinde göndermişti. Son dakikaya bıraktıkları için özür diliyordu, ama kalacak başka yer bulamamışlardı. O akşam yemeğinde bir arkadaşıma davetliydim aslında. Birkaç saniye düşündüm. Bir gün kızım aynı durumda kalırsa ona da yardım eden bulunsun, diyerek kabul ettim isteği. Arkadaşımı aradım, durumu anlattım ve yemeği başka güne erteledik. İki genç kız o gece geç saatte gelip doğru yatağa gittiler. Ertesi gün işe giderken onları minibüs durağına bıraktım. Pamukkale’yi gezip akşam eve geldiler. Bu diğer konuklarımla da benzer şekilde olmuştu. Tek gün kalmak için anlaşıp evin rahatını görünce, daha uygun koşullarda yolculuklarına devam edebilmek için konaklamayı iki geceye çıkarmak istiyorlardı. Başka programım olmadıkça kabul ediyordum. Çünkü asıl birbirimizi tanıma olanağı ikinci gecede elde ediliyordu. Yabancı ülkelerdeki turist rehberlerinde “Pamukkale’yi görmeden sakın gelmeyin” yazıyor olmalı. Her güzergâhta bir mola olarak mutlaka Denizli’nin gezi programlarına alındığına tanık oluyordum. Suzie daha sonra bir kez daha geldi (Profesörlük cübbe giyme törenimde ailemle beraber yanımda o da vardı). Bir kez de erkek arkadaşını tanıştırmak için geldi. Ben bir yaş günümü Paris’te o ve ailesiyle geçirdim.

Benim hakkımda sayfama yazılanlar hep güzel şeylerdi. Üstelik güven merkezine de girmiştim (Üç gezgin benim için “ölümüne güvenirim” diye oy kullandığı için). Kızıma değerli bir miras bırakıyordum. Gerekli açıklamayı yazarak bir süre için benim sayfamı kullandı. İlk yaz tatilinde kızım Paris’e gitmek istedi. Hemen tahmin edilebileceği üzere Suzie ile yazıştı ve onda kaldı. Sonra da başka seyahatleri ve deneyimleri oldu. Kendi sayfasından bunları ayarlamaya başladığında benim projem başarıyla tamamlanmış oldu.

Şimdi sonuç raporunu yazarken okuyanlardan bazılarının içinde bir heves dalgası doğuracağımı biliyorum. Ben de böyle başlamamış mıydım? Bir gün bu başlıkta bir kitap görürseniz raflarda; bilin ki kitaplaştırma projemi de başarmışım.

Yeni projelerde buluşmak üzere…

YORUMLAR