Denizli Ayna Haber Logo
bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan escort alanya antalya escort bayan eskisehir escort istanbul escort bayan , istanbul escort , �i�li escort , kad�k�y escort , istanbul escort bayan bayan , sakarya escort escort sakarya izmit escort gaziantep escort canl� casino makrobet kacak bahis
GİTME KAL COVİDCİĞİM

GİTME KAL COVİDCİĞİM

Uzun zamandır sinyalleri gelen, beklenen ve geçen bahardan aşina olunan kısıtlamalar tekrar hayatımıza girdi.

Doğum gününü kutladığımız korona virüsünün bizim hayatımızda yarattığı değişiklik sosyal mesafe, maske ve hijyen kuralları olarak görünse de; bizler düğünler yapmaya, halaylar çekmeye, askerler uğurlamaya kaldığımız yerden devam ettik.

Sağlık bakanlığınca açıklanan hasta sayılarını ilk başta pür dikkat dinliyor, izliyor, takip ediyor olsak da; bir süre sonra -maruz kalınan her şeye bir gün alışıldığı gibi- bize rakamlardan ibaret gelmeye, normalleşmeye başladı.

Duman ateşi nasıl saklayamazsa, bizler de bu gerçeklerden kaçamadık ve en yakınlarımıza kadar daralan çemberin bazılarımız içinde bazılarımızsa –henüz- dışında kalmayı başararak yaşamaya devam ettik...

Ancak hayatımızdan uzaklaştırmak, sonsuza dek uğurlamak istemedik, ben koronaya inanmıyorum diyerek bazılarımız, sanki teolojik bir inancı savunmak ya da sorgulamak gibi, taraf olduk.

Kimisi koronaya iman etse kimisi etmese de, sonuç değişmedi ve covidciğimiz hayatımıza bir satranç ustasının yaptığı son vurucu hamlesini henüz yapmadı.

.

Piyonlarını sahaya salmış, hücum hamleleri öncesi rakibini mat etmeden önce zaman kazanmaya çalışıyor gibi görünüyor. Tam rahatlayıp rehavete geçerken birden bize şah çekiyor.

Bizim stratejimiz etrafımıza hijyen, mesafe, maske kalelerimizle duvar örmek olabilir; ki bunlar da basit adımlardan oluşuyor, ancak biz 1998 Nobel Edebiyat ödüllü Jose Saramago’nun KÖRLÜK romanındaki gibi, bembeyaz süt denizinden başka bir şey göremeyen körler gibi, gözümüzün önündeki tedbirleri görmezden geliyoruz.

.

Bir süre önce izlediğim Dan Brown’ın Cehennem isimli romanından uyarlanmış Netflix’de yayınlanan başrolleri Tom Hanks,  Felicity Jones’un paylaştığı INFERNO filminin girişinde ünlü bir yatırımcı şöyle konuşuyordu: İnsan nüfusu dünya üzerinde 100.000 yılda 1 milyar kişiye ulaşmış, 100 yılda bu sayı 2 ye katlanmış,2 milyara ulaşmış, tekrar 2 ye katlanması için 50 yıl geçmiş 1970 senesinde 4 milyar olan insan nüfusu 50 yıl içinde 2ye katlanmış ve günümüzde 8 milyara ulaşmış olduğu bilgisi verilerek başlanıyor.

Ve dünyadaki insan nüfusu azaltarak gezegenimiz korumak, nesli tükenmek üzere olan canlıları azaltmak, tüketim çılgınlığına son vererek dünya kaynaklarını korumak amacıyla yatırımcının şirketi tarafından bir virüs üretiliyor ve tüm dünyaya salınması hedefleniyor.

İyiler ve kötüler arasında olan bu mücadelede insan nüfusunu korumaya çalışan iyiler sonunda kazanıyor.

.

Bir kurgudan ibaret olan roman sinemada sahnelenmesinden 1 yıl içinde bir bakmışız ki gerçek olarak tüm dünyayı garip bir virüs etkisi altına alıyor.

.

Belki de doğa kendini dengeliyor, güçlü olan  doğal seleksiyonla hayatta nasıl kalıyorsa, biz insan türünün de kendini koruyabilen,bilinçli, gitme kal covidciğim demeyenleri hayatta kalıyor…

 

YORUMLAR