Denizli Ayna Haber Logo
Emek ve ölmek üzerine Kimin vicdanına konarsa o okusun diye

Emek ve ölmek üzerine Kimin vicdanına konarsa o okusun diye

       Yukarıda yazılı başlığı Yılmaz Erdoğan'ın beni derinden etkileyen bir mektubunda esinlenerek yazdım. Gecenin bir vakti, sessizliğin iliklerime kadar işlediği bir anda ve vicdanımla başbaşa iken.

Hiçbir ölüm sevinç çığlıkları arasında karşılanmaz bilirim. Ve ölen artık adı ile anılmaz. Mesela falanca nerede defnedilecek denmez bizim kültürümüzde. Cenaze denir, naaş denir... Merhum veyahut merhume denir. Anı ile anılır ölen, vicdanla anılır, hani olduysa da ufak tefek hatası kanlın bile olsa görmezden gelinir.

Bir de yaraları vardır insanın. Bedeninde, yüreğinde en önemlisi de zihninin en derinlerinde. Mesela intihara sürüklenen dostlarını hatırlarsın, ya da bir kap aşa muhtaç kaldığı için eşinden ayrılan, yuvası dağılan insanları. Sebeplerini de unutmazsın amma.
Mesela buna sebep olanların ve yardakçılarının emeğe karşılık verilen akçeyi lütüf sayması zerrece umranda olmaz vicdanlıysan.
Zira hiç bir dinde hiç bir meshep ve tabi hiç bir dilde hiçbir lehçe alın terini, kul hakkını gasp etmenin haklı bir hukuki dayanağını bulmaya haiz değildir.

Kim kiminle hangi dili konuşup, hangi bahaneye sığınarak gerekçesini üretir iyi insan demek için bilmem ancak, benim meshebimde kötüler sadece kötü olarak anılır.

Yaptıkları kötülüklerin bedelini fukaralar öderken, tatil köylerinde sefa sürenlerin "İyi bilinecek" bir yanı yoktur vicdanlarda.

Velhasıl-ı kelam. Kimse kalıbından büyük derslere kalkışmasın. Ben bilirim vicdanımın, aklımın gereğini, mesleğimin sorumluluğunu.

Ve ölüm, emek hırsızlığından, kul hakkından kurtulmak için yeterli kaçış alanına sahip değildir.

Cenazeler adı ne olursa olsun 3 metre kumaşla 2 metre mezara gömülür.

YORUMLAR