Denizli Ayna Haber Logo
bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan escort alanya antalya escort bayan eskisehir escort istanbul escort bayan , istanbul escort , ili escort , kadky escort , istanbul escort bayan bayan , sakarya escort escort sakarya izmit escort gaziantep escort canl casino makrobet kacak bahis
DÜNYA DÖNÜŞÜYOR : BİLGİ KIYMETLENİYOR

DÜNYA DÖNÜŞÜYOR : BİLGİ KIYMETLENİYOR

Bir isim, ünvan tartışması var. Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü çok severim; canım ister Paşam derim, canım ister Atam.

Tüm askeri zekasının ve ünvanlarının ötesinde Atatürk deyince benim aklıma ilk olarak Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini oluşturan Devrimleri geliyor.

Mahir Çayan'ın da devrimle ilgili güzel bir cümlesi vardır.* 

Hem Atatürk'ün gerçekleştirdiklerine hem de Mahir'in bu cümlesine geniş bir çerçeveden; toplumsal kalkınma ve ülkesel gelişme açısından, içinde bulunduğumuz Korona sürecini de göz önüne alarak; yaklaşmak derdindeyim.

Bir kaç soru ile başlayalım: Nedir devrim ? Korkmalı mıyız ? Karnımızı doyurur mu ? Yüzümüzü güldürür mü ? Sürüm sürüm süründürür mü ?

Sözlükte olmasa da gerçek hayatta devrim basit bir değişim değil, topyekün, bütünsel, a'dan z'ye gerçekleşen bir dönüşüm olarak çıkar karşımıza.

Öyle ki bu dönüşüm dün, 1920'lerde Türkiye'mizde tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte göstermiştir kendini. Bugün, 21. yy'da ise tüm dünyada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte.

Atatürk, açılmasını çok arzuladığı fabrikalarda sadece modernleşmeyi, maddi anlamda zenginleşmeyi, dönemin ileri teknolojisini alıp getirip yetinmeyi hedeflemiyordu elbet, bunun çok daha ötesinde bilgiyi bu topraklarda egemen ve kalıcı kılmayı istiyordu.

Öyle ya yerli otomobil yabancı bilgiyle yapılmaz ki !

Atatürk'e göre bilgi, sahip olunacak en özel değerdi.

O gün başlattığı aslında bu topraklardaki ilk bilgi dönüşümüydü. Endüstri 2.0'dı. Sonra zaten gelmedi 3.'sü bu topraklara teğet geçti !

Dünya, bir süredir yine büyük bir dönüşüm içinde. En az Fransız İhtilali kadar, Sanayi Devrimi kadar, Atatürk İnkilapları kadar etkileyecek bizleri, bu toprakları ve geleceğimizi.

Adına Bilgi Dönüşümü diyorlar, Uzay Teknolojisi Devri, Dijital Dönem, Beyin Çağı (Brain Age) diyenler de var.

Korona süreci bu dönüşümü bir yandan hızlandırırken diğer yandan da " Tren ha kaçtı ha kaçıyor " diyerek son uyarısını yapıyor, tabi anlayanına. (Tren dediysem; bakınız Rovos Rail, Şangay Maglev, Shinkansen, Thalys, Velore D, Frecciarossa...)

Bu uyarıyı göremiyorsanız, kulak kabartın, göklerden gelen bir ses duyacaksınız: " Köhneleşmiş, çağın gereklerine ayak uyduramayan, geleceği yakalamaktan uzak ekonomi politikalarından, eğitim uygulamalarından, üretim anlayışlarından, ilkel enerji yatırımlarından, ulaşım methodlarından hızla uzaklaşın, size akıl verdim " diye buyuruyor.

Malesef hepimiz görüyoruz ve yaşıyoruz ki, yine hazırlıksız yakalandık; farklı bir eğitim modeline geçişte zorlandık, zorlanıyoruz, zorlanacağız. Çünkü bu dönüşüme hazır değiliz.

Bu konu apayrı ve bir sonraki yazının konusu. 

Sadece bir soru sorup, şimdilik soruna virgül koyacağım. Hatırlayın " Fatih Projesi " vardı, milyonlarca dolar harcandı, ne oldu ? Reklam kokan yaldızlı laflar yetmiyor demek ki ! Eylem ve de süreklilik gerekli.

Diyelim ki hükümet eğitimi önemsemiyor ama en övündüğümüz stratejik konumumuz, jeopolitik önemimiz, bölgesel derinliğimiz hususlarında ortaya ne koyabildik ? 

26-45 Doğu meridyenleri, 36-42 Kuzey paralelleri ezberledik de ezberledik. Anadoluluyuz, Trakyalıyız, Avrasyalıyız diyoruz kendimize, gurur da duyuyoruz.

Peki, dünya gezegeninin lojistik merkezi olmak için coğrafi keşiflerle kaçırdığımız fırsatı yakalamak adına ne yaptık, son 10, 20, 30, 50 yılda ? 


Lütfen kimse çılgın proje var ya demesin. Benim kastettiğim boğazı parçala, İstanbul'a ihanet et, memleketi sat, cebe cukka değil. 

Türkiyemizi Dünyanın Lojistik Başkenti yapmak, çılgın projeden çok ama çok daha fazlası; bilgiyi de, geleceği de avcumuzun içine almamızı sağlayacak lojistik anlamında hem yerli hem de milli bir dönüşümden bahsediyorum. 

Hem e-ticaretin de yoldaşıdır yeni nesil lojistik hizmetleri; düşünsenize Türkiye sayesinde Fizan'dan Kaf Dağı'na 1 günde erişim/ulaşım sağlayacak altyapıyı kurmak, Elon Mask'a kullandırmak.

CHP'nin 5 yıl önce açıkladığı "Merkez Türkiye" projesini, anlamak, kavramak, hayata geçirebilmekten söz ediyorum. 

Topraklarımızı ancak ve ancak bilgiyle donatırsak, bize saygı duyarlar. Kitleleri yalanlarla kandırıp, el adamına bi peşkeş bi elense çekersek değil !

Ya da mesela 3 tarafı denizlerle, Menderes, Yeşil, Kızılırmak, Dicle, Fırat, daha nice nehirleriyle çevrili Türkiye'mizi dünya balık pazarında söz sahibi yapacak bilgiyi (know how'ı) oluşturmak ?

Bereketli toprakları, 4 harika mevsimi, çalışkan insanıyla yüksek teknolojili tarım uygulamalarını başlatma konusunda neyi bekliyoruz ? 

Hollanda yıllardır yapay odalarda su, toprak, uygun iklim koşulu yaratmak için yırtınıyor çünkü elinde helva yapacak malzemesi yok. Ama deneye yanıla, düşe kalka, bugün susuz, topraksız ve hatta güneşsiz domates üretiyor.

Yıllar önce yardımına koştuğumuz Güney Kore sadece araba üretmiyor, Dünya'nın tarımına kendince yön veriyor, 72 millete tohum satıyor ! O tohumda bilgi saklı, kimseyle de paylaşmıyor ! 1 kilo domates tohumu kaç para lütfen yazın Google'a, Yahoo'ya. 

Domates üretmekten vazgeçeceksek, çiftçimize tohum üretmesini öğretmeliyiz. Hiç olmadı ülkenin 7 yöresinde 81 vilayetinde Tohum Kooperatifleri kurarak kendimizi, üreticimizi zenginleştirmeliyiz; Karadeniz'in, Ege'nin karşısındakileri değil !

Kaldı ki; toprak geçmişimiz, su hayatımız, bilgi geleceğimiz; bu üçü insanlığın nasıl olup da bugüne kadar hayatta kaldığının ve bundan sonra da kalacağının şifrelerini veriyor bizlere.

Bakın bu başımızdaki illet hastalığı da bilgi yenecek, laboratuvar kaçağı diyorlar, komplo teorileri üretiyorlar falan ama biz beklerken sağlık bilgisine sahip birileri " aşıyı biz bulduk " diyecek, tanesi bilmem kaç dolardan birileri de memlekete ithal edecek, çarpı 3 misline hepimize vuracak !

Hepimizi iyi edecek !

Devrim, dönüşümün bugünkü adı, dün de olduğu gibi: bilgi, yeni bilgi, saf bilgi, gerçek bilgi, eşsiz bilgi.

Şimdi bana soruyorsanız eğer; evet kesinlikle bilgi karın doyurur ve yüz güldürür amma dışardan ithal ediyorsan kork arkadaş; kolaycılığın, hazırcılığın, lapacılığın müptelası olursun da sürüm sürüm süründürür; bakınız bilgi yoksa Rahip Brunson, ekonomik yaptırım tehditi, Rıza Sarraf var...

" Oku " diye başlıyor ya Kutsalımız bize bilgi sunarken ve " Korkma " diyor İstiklal Marşımız; topyekün, bütünsel, a'dan z'ye gerçekten yerli ve milli bir bilgi dönüşümüne inanarak, korkmadan imza atmalıyız !

Sudan mı başlarız, topraktan tohumdan mı, lojistikten mi buna karar veririz ki bu da bir devlet politikası olmalı, 10, 20, 30, 50 yıl sonramıza odaklanmalı; her gelen bir yerlerinden çekiştirip kuşa çevirmemeli, deve yapmamalı.

Bunu başlatacak, başaracak kudret Atamızdan yadigar damarlarımızdaki asil kanda mevcut... 

*not: Örgütü, örgüt yapan, onu kitlelere tanıtan, programlar veya yaldızlı laflar değil, devrimci eylemlerdir.

YORUMLAR