Denizli Ayna Haber Logo
bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan escort alanya antalya escort bayan eskisehir escort istanbul escort bayan , istanbul escort , ili escort , kadky escort , istanbul escort bayan bayan , sakarya escort escort sakarya izmit escort gaziantep escort canl casino makrobet kacak bahis
Devrim, Merkezefendi, Başarı ve Ceza Meselesi Üzerine

Devrim, Merkezefendi, Başarı ve Ceza Meselesi Üzerine

Ankara’da Atatürk’ün emri ile kurulan uçak fabrikası, 2 dünya savaşına kadar 112 uçak üretti.

Yetmedi 185 eğitim uçağı yaptı ama fabrikaya 1955 yılında Hollanda’dan gelen 30 uçak siparişi kabul edilmedi. Ve fabrika “biz kim uçak yapmak kim” denerek kapatıldı. 

Yerine traktör fabrikası açıldı. Tümü ile Türk mühendislerin çalıştığı tesiste yüzde yüz yerli uçaklar üretmişti ve bu başarı cezalandırılmıştı.

Çünkü burası Türkiye’ydi ve hiçbir başarı cezasız kalmazdı…

Sonra “Devrim” yapıldı.

Devrim Türkiye’nin ilk yerli otomobiliydi. Türk mühendisler tarafından aylar süren bir emek sonrası var oldu. Eskişehir’den Ankara’ya getirildi ve ilk sürüş için reisi cumhurun huzuruna çıkarıldı.

Pekiyi, sonra ne oldu?

Hepimizin bildiği hikaye…

Onca emek verilerek üretilen otomobile benzin koymayı unutunca “Devrim yolda kaldı”

Ve reisi cumhurun dilinden o tarihi sözler döküldü “Gark kafası ile otomobil yaptık ama şark kafası ile benzin koymayı unuttuk”

Türkiye böyle bir ülke. Üretebiliriz, çalışabiliriz, kazanabiliriz ancak eleştirmeyi, kapatmayı, en kötüsü de başarılı olanı cezalandırmayı severiz.

Yukarıda anlattığım süreçlerin İYİ, kötü tüm kahramanları ya olaylar sırasında CHP üyesi veyahut yenice geçilen çok partili sistem sonrası CHP’den kopan isimler, tabi bir de profesyoneller.

O günlerden bu günlere akıllarda ise tek bir soru; başarı cezalandırılmasaydı bugün bu ülke ne durumda olurdu?

Gelelim Merkezefendi’ye.

Aynı Cumhuriyet Halk Partisi, 25 yıl sabrettiği, diş sıktığı, terlediği ve dahi yolunu gözlediği yerel iktidarı, her günü ayrı bir hikaye barındıran bir çalışma ile Merkezefendi’de kazandı.

Bu hikayenin, CHPli olmayan İYİ ve kötü kahramanları da vardı, hikaye yazılırken, ağında bir okka sakızla uzaktan bakanları da…

Bu hikayenin, gecesini gündüzüne katan profesyonel emekçileri, sahada koşmaktan evladının önüne bir kap sıcak yemek vermeye zaman bulamayan kadınları da vardı.

Okullarını, işlerini, yürek sızılarını aksatan, gözleri uykusuzluktan balon balon olmuş gençleri de…

Bu hikayenin, inandığı isimlerle yola çıkmak için her risk alan yönetenleri de vardı, “kol kırılır yen içinde kalır” diyerek, kapının önünde kaldığında orayı süpüren koca yüreklileri de…

Velhasılıkelam, Merkezefendi hikayesinin emeği vardı,  yüreği vardı, alın teri vardı, aklı vardı, cesareti de…

Şimdi bu hikayenin, bu başarının değerlendirme süreci.

Başarı cezasız kalmadığında ne olduğunu biliyoruz.

Kavga, kaos, emekle kazanılanın altın tepside iadesi, mücadelenin geri düşümü ve daha bir sürü şey…

Peki, başarı cezalandırılmazsa, başarılı olana/olanlara teşekkür edilse mesela…

Başarana yeni başarıların kapısı açılsın diye müsaade edilse, omuz verilse…

Gelecek gençlerle, emekle, kadınla, mücadele ile şekillense bir kere de…

Olur mu dersiniz?

Olmalı mı?

Bence olmalı, olacak.

Ve CHP’de yıllar sonra başarı cezasız kalacak.

YORUMLAR