Denizli Ayna Haber Logo
CEPHEDE SAVAŞAN KADINLARDAN HİZİP ÜRETEN KADINLARA

CEPHEDE SAVAŞAN KADINLARDAN HİZİP ÜRETEN KADINLARA

Kadınlarımızın Anadolu'nun kurtuluşunda oynadıkları rolleri cepheye silah taşımak, cephane imalathanelerinde çalışmak, askerlerin giyecek ve yiyecek ihtiyacını karşılamak gibi alanlara sıkışmış şekilde öğrendik okullarımızda. Hemşirelik görevleri, göçmenlere ve kimsesizlere yardım. Cemiyetlerde, mitinglerde çalışmak da bilgilerimiz arasındaydı.

Kadınlarımız 1915'te elbette çok daha fazlasını yaptı.

Bazıları cephede kıran kırana çarpıştılar. Kimisi keskin nişancılık yaptı, kimisi bambaşka katkılarla, bambaşka kahramanlıklarla tarihe geçti. Nezahat Onbaşı işte bu kahramanlardan biri... Nezahat Hanım'ın babası Albay Hafız Halit Bey, Gediz Cephesi'nde çarpışan 70. alayın komutanı. Nezahat Hanım'ın annesi vefat edince, hayatı çocukluğundan itibaren cephe cephe gezerek geçti.

Gediz Cephesi'nde savaşın kötüye gitmesi 600 erin geri çekilmesine, kaçmayı düşünmesine sebep olunca tanıdık Nezahat Onbaşı'yı. Nezahat Hanım atıyla 600 kişilik bir alayın önünü keser, ''Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz'' diye bağırır. Erler bunun üzerine cepheye dönerler, Nezahat Hanım ile birlikte savaşırlar, Gediz cephesini geri alırlar. Nezahat Hanım bu savaştan sonra onbaşı rütbesini alır, Nezahat Onbaşı olarak anılmaya başlar. Yalnız önemli bir ayrıntı daha var.

Nezahat Onbaşı, bu rütbeyi kazandığında henüz 12 yaşında küçük bir kız çocuğudur! Türkiye Büyük Millet Meclisi, 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda Kurtuluş Savaşı'mızın ilk İstiklal Madalyası'nı da Nezahat Onbaşı'ya takdim edilmesi kararlaştırılır.

 

O kahraman kadın ve daha adı anılmayan binlercesi sayesinde 2020 Türkiye'sinde kazanılmış haklarımızın korunması için mücadele ederken, yine en büyük darbeyi maalesef ki kadınlarımızdan yiyoruz.

O cehpelerde kazanılan zaferin siyasal temsilcisi olduğunu iddia eden Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirilen kongresi ve kongrede görev alan divan, Nezahat Onbaşı ve binlerce kadının kemiklerini sızlattı.

Siyasal ve şahsi beka meseleleri nedeniyle hizip yapmaktan, demokrasiyi ve parti tüzüğünü ayaklar altına almaktan çekinmeyen bilakis bununla övünenler isimlerinin önünde bulunan sıfatlarla yaptıklarını örtmeye çabalasa da maalesef, tüm Denizli yaşananları an be an takip etti.

Hizip ve çıkarcılık iliklerine kadar işlemiş olanlar demokratik bir süreci katletmek için var gücü ile çabalarken, açık oylama talep edip, kazanan başkan ve ekibine sadece demokratik hakkını kullanarak aday oldu diye "düşmanca" bakarken, dünyayı saran virüse sarılıp kürsü hakkını gasp ederken, sadece partilerine değil, demokrasiye, kadına, geleceğe, akla, vicdana, 18 Mart 1915 ve sonrasında canı pahasına mücadele ederek özgürlüğümüzü sunanlara da ihanet ettiler.

Sonra dönüp hiçbir şey olmamış gibi, tabiri caizse ihanetlerini kutlamaya gittikleri akşam yemeğinde kazanan başkanı yanlarında görmek istememeleri de bu nedenle gayet normaldi.

Ancak normal olmayan, cumhuriyet kadınlarını, mücadele insanlarını dışlayan bu tavırları cumhuriyetin dayanağı olan CHP çatısı altında gösteriyor olmaları.

Köklerine sıkı sıkıya bağlanmadıkça iktidar yüzü görmesi söz konusu dahi olmayan CHP 1915 ruhunu kazanmak istiyorsa, kaderin cilvesi ile kazandıkları koltukları kaybetmemek için her türlü kirli oyunu mübah görenlerden kurtulup, Nezahat Onbaşı'nın ruhuna sahip olanlara sıkı sıkıya sarılmalıdır.

Dünyanın hala yaşanabilir olması için emek veren tüm kadınlarımızın mücadelesine saygı ile...

YORUMLAR