Denizli Ayna Haber Logo
BUGÜN 11 OCAK…  VE HERŞEY AYNI

BUGÜN 11 OCAK… VE HERŞEY AYNI

“Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım” demiş ya Mevlana. Dünü unutmadan bugüne dair bir şeyler yazmak istedim.

Malum dün “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” idi.  Bir gün öncesinden başlayarak, kentin her tarafından, her kesiminden çok güzel mesajlar, destek açıklamaları, hediyeler ve tabi iyi niyet dilekleri aldık.  4. kuvvet olduğumuzu söyleyen de oldu, eksiklerimiz olduğunu dile getiren de.  Bu süreçte ki en doğru tespit ise kendi sorunlarımıza yeterince eğilemediğimiz gerçeği idi.

Yani “terzi, kendi söküğünü dikemiyor” cümlesi basın sektöründe hayat buluyor, bu cümle tam olarak bizleri anlatıyor.

İşte 11 Ocak’ta değinilmesi gereken temel konu bu.

Mesela, iş dünyasının yaşadığı ekonomik sorunları hemen her gün haber olarak sunan, çözüm yollarını ortaya koyan, ülke ve Denizli ekonomisi ile dertlenen bizler, zaten çok ağır olan gider kalemlerimize, sessiz sedasız %15 stopaj eklenmesine yönelik hiçbir tepki göstermedik.

Mesela, organize sanayi bölgesinde bir firmanın konkordato ilan etmesini günlerce gündem de tutup, hem patronuna, hem çalışanlarına destek olunması gerektiğini söyledik ama yazılı basın kuruluşlarının kapanmasına, pek çok “çalışan” gazetecinin “işsiz” kalmasına sebep olacak zamlara tepkimizi yeterince dillendiremedik.

Mesela, vasıfsız isimlerin, devlet kurumlarında, özel sektörde çalışmasının kurumları zarara uğratacağına değindiğimiz kadar, gazetecilik sıfatının önemli bir vasfı temsil ettiğini, bu nedenle bu duruma bir çekidüzen verilmesi gerektiğini haykıramadık.

Mesela, merdiven altı ve sağlıksız koşullarda üretim yapanların ipliğini pazara çıkarırken, merdiven altı “haber siteleri”ni görmezden geldik.

Mesela, her türlü hukuksuzluk ve hak ihlaline karşısında verdiğimiz mücadeleyi, facebook kullanmayı öğrenenin “gazeteciyim” diye ortalıkta dolanmasına karşı gösteremedik. 

Mesela, siyasi liyakat konusunda her birimiz onlarca haber ve köşe yazısı yazarken, o siyasilerden “gazeteci” ön adı ile, “röportaj yapacağız” diye randevu alanların yarım saat “geyik” yaptıktan sonra bir tek soru sormadan “selfie” yapıp çıkmasının önüne geçmek için kılımızı bile kıpırdatmadık.

 

Şimdi “ben terziyim” desem olmaz. Siz terzi, ben “yamağı” olarak terzilere sesleneyim.

Mesela, Cemiyet Başkanımız Osman Nuri Boyacı’ya, Dernek Başkanımız Sedat Kurt’a, Hacı Selamoğlu’na, Ayhan Akar’a, Adem Erdağı’na, Ahmet Deda’ya, Selami  Aydın’a, Serkan Urgancı’ya, Fatih An’a, Engin Ünal’a, Özkan Tokmak’a, Tahir Aygün’e ve dahi diğerler meslek büyüklerine.

Sahaya çıkın!

Mesela basın açıklamalarında en önde selfie yapmak isteyenler değil, soru sormak isteyenler olsun.

Mesela, gazetecilerin önüne çıkacak insanlar “bugün ne giysem” değil “bu konuya nasıl cevap veririm” derdinde olsun.

Mesela gündem ısmarlama değil, gerçek haberlerle oluşsun.

Mesela, sosyal medya fotoğraflarında siyasetçi, sporcu, iş dünyasından isimlerin yanında sizler yer alın ve “…. açıklamalarda bulundu, okumak için (izlemek için) tıklayın falan yazsın.

Yazsın ki, kentin gündeminde iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin canlı yayınları değil, gazetecilerin haber dosyaları konuşulsun.

Son olarak, kentin seçilmiş, siyasi ve ticari önderlerine bir tavsiye.

Kime, nasıl ve ne kadar destek vereceğiniz sizin bileceğiniz bir iş. Sizden gazeteciler adına tek bir ricam var, basın bütçenizi gazeteciler için kullanın. Diğerleri için “İdari ve Diğer İşler Komisyonu” bir çözüm bulsun.  En azından camiamızın adının kullanıldığı bütçe ile camiamızın çivisi çıkmasın.

 

YORUMLAR